Ben playlisti (bunun tam Türkçesi ne bir ara bakayım) olan bir insan değilim. Evet, müzik dinlememi sağlayan bir takım aygıtlarım oldu. Ama hiç diskografi (bunun da tam Türkçesi neymiş bakayım) yanlısı bir dinleyici olmadım.
Hatta olamadım demek daha doğru.
Ama iyi bir radyo dinleyicisi olduğumu sanıyorum. Bir insanın bana sunduğu bir şarkıyı dinlemek, en kötü ihtimalle tık kanalı değiştirmek...
Dağıldım...
Çalışırken mutlaka müzik dinlemem gerektiğine dair bir tespiti çok önce yaptım. Çoğu başkası için dikkat dağıtıcı olmasına rağmen benim için elzem.
Geçenlerde saatlerce Levent Yüksel'in aynı parçasını dinleyerek E.B. için hazırladığım işi bitirdiğimi farkettim. Bugün ise yine saatlerce tek bir şarkı dinleyerek işimi bitirdim.
Bu neyi kanıtlar? Çok dikkatle çalıştığımı mı? Hayır.
Benim için oradan oraya zıplamak suretiyle bir sonucu ifade ediyor sadece; müzik konusunda da diğer pek çok hususta olduğum gibi tutucuyum. En son ne zaman bir sesi, bir tınıyı keşfettim, keşfedebildim, hatırlamam zorlaşıyor.
İşte bu yüzden, topu topu iki senede aldığım bu hal, bu hayat, bu gidişat yüzünden; bu basit örnekten yola çıkarak ve sonsuz bir çağrışım gücünün de yardımıyla, kendime kızgınım...